bursa escort görükle escort bayan

bursa escort görükle escort bayan

bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer

escort bursa bursa vip escort görükle escort escort bursa bayan escort görükle escort escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan vip transfer alanya porno izle porno izle sikiş izle sikis izle mobil porno izle porn izle hd porno izle
Bugun...


HÜSEYİN ÇIPLAK

facebook-paylas
Çevre Sorunlarının Çözümünü Zorlaştıran Nedenler
Tarih: 24-06-2021 15:41:00 Güncelleme: 24-06-2021 15:41:00


 Bilim insanları, iklim krizi ve çevreye etkileri konusunda güçlü uyarılarda bulunuyor. Türkiye'de bu etkilerin en yoğun hissedildiği bölgelerden birisi'de Doğu Anadolu havzasında yer alan Malatya için de uzun zamandır tehlike çanları çalıyor.
Türkiye'de çevre sorunlarının listesi bir hayli kabarık. Orman tahribatı, su kaynaklarının yitirilmesi, iklim değişikliğinin insan ve doğa üzerindeki etkisi, suların ve toprağın kirletilmesi, hava kirliliği, vb gibi sorunlar.
Sorunlar alt alta yazıldığında karamsar bir tablo ortaya çıksa da, çevre aktivistleri çözümün "imkansız" olmadığında hemfikir. Ancak kronik hale gelen bazı sorunlar, çevre konusunda çözümlere ulaşmayı daha da geciktiriyor.
Çevreci aktivistlerin bir şikayeti, çevre sorunlarında geri dönülmez noktaya gelinmeden önce adım atılmıyor olması.
İklim değişikliği ve çevresel sorunlar, uzun zamana yayılabiliyor. Dolayısıyla ciddi değişimler her zaman çıplak gözle görünür olmuyor. Bir sorunun açıkça görülür hale gelmesini beklemek, bazen çözüm için geç kalınması anlamına geliyor.
Kırılma noktasını aştıktan sonra problemleri çözmeye karar veriyoruz. En başından, sorunu gördüğümüz noktada değil de ekosistem çöktükten sonra harekete geçiyoruz.
Çevreci aktivistleri sorunlar gözle görünür hale gelmeden adım atılmaması, çevre sorunlarının çözümünü erteleyen başlıca nedenlerden.
Türkiye'de çevre sorunlarının çözümsüz görünmesinde, yasaların uygulanma biçimi:
Ormanların korunmasını ve madencilik faaliyetlerini düzenleyen yasaların hikayesi, en dikkat çekici örnekler arasında.
Ülkemiz'de 2001'den bu yana maden faaliyetlerini düzenleyen kanunlar 21 kez değişikliğe uğramış. 21 değişikliğin 5'i, maden izinlerini düzenleyen 7. maddeye ilişkin.
Çevreci aktivistlere  göre her değişiklikte daha fazla doğa varlığı, orman ekosistemi, su varlıkları ve kültür mirası madencilik faaliyetlerine açık hale gelmiş.
Çevreci aktivistlerTürkiye'de bugün doğayı, ormanları ve kültürel varlıkları, madencilik etkinliklerine karşı koruyan tek bir koruma statüsünün kalmadığını söylüyor:
Madenler, enerji vb gibi aklınıza ne gelirse. Söz konusu bunlar olduğu zaman Türkiye'nin hiçbir zenginliğinin önemi kalmıyor. Bütün bu zenginlik bir rant alanı olarak düşünülüyor.
Aslında yasalar genel olarak mevcut. Ama onların üzerinde yapılan değişikliklerin, özel izinlerin, doğaya, ormanlara, tarım alanlarına, su havzalarının aleyhine yapılan tüm değişikliklerin ortadan kaldırılması gerek.
Yasa ve düzenlemelerde açılan gediklerin yarattığı sorunlara verilen bir diğer örnek, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporları.
Çevresel etki değerlendirmesi raporu sisteminin uygulanma amacı, projelerin çevreye etkilerinin ölçülmesi. Ancak bu amacını çoktan yitirdiği yönünde çevre uzmanlarının yoğun eleştirileri var. Birçok çevre davasında da (ÇED) raporlarının bilimsel olarak hazırlanmadığı, raporların göstermelik olduğu savunuluyor.
Yasaların devre dışı kalmasının son örneği, 2020 yılının başında kapatılması gereken 13 kömür termik santralinin faaliyetlerini sürdürdüğünün açığa çıkması oldu.

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği'nin ( yayınladığı Özelleştirilmiş Termik Santraller ve Çevre Mevzuatına Uyum Süreçleri raporuna göre, çevre mevzuatının gerektirdiği yatırımları tam olarak yapmayan, baca gazı ve vahşi atık depolama sorunlarını çözmeyen bu santrallere geçici faaliyet belgesi düzenlendi ve faaliyet göstermelerine izin verildi.


Türkiye'nin bir çok yerinde, özelllikle tarım, su havzaları ve bunlara zarar veren termik santral ve madenciliğe karşı çevreci hareketler, yerel halkta ve Türkiye ölçeğinde işbirliği ve dayanışma içinde bir karşı çıkış söz konusu. Bunlar şu anda bir baskı unsuru da oluşturuyor.
Türkiye'de hukuk mücadeleleri çevre davalarında zorlaştı, ama yine de termik santraller ve madenlere karşı olumlu sonuçlar alınabiliyor.



Bu yazı 2955 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI