Bugun...


Hatice ZENGİN

facebook-paylas
Neden Yandık ?
Tarih: 29-06-2020 15:21:00 Güncelleme: 29-06-2020 15:45:00


Neden yandık ?

Tarihe şöyle bir dönüp baktığımızda neredeyse tüm barbar zihniyetlerde öldürme, yok etme toplu katliamlar hep var olmuştur ama” yakarak insan öldürme” öldürmelerin en kan dondurucu biçim olsa gerek. Hitler’in Yahudileri fırınladığını biliyoruz; yine iŞİD terör örgütünün insanları diri diri ateşe vererek katlettiğini biliyoruz. Hangi zihniyetten beslenirse beslensin insan katliamının en vahşi, en barbar halidir yakma. Sivas 20. yüzyılın sonunda şairlerin, ozanların, aydınların çocukların tutuşturulduğu şehirdir, İslami faşizmin en ağır bedellerinden biridir. Yüz yıllar önce aynı Sivas’ta Pir Sultan Abdal zalime boyun eğmeyip mazlumun yanında yer aldığı için dinsiz, kâfir fetvaları ile dara çekilmiştir. Kendi gibi yaşamayanı, kendi gibi düşünmeyeni kabul edemeyen tüm iktidarlar yok etme, katletme, sindirme yoluna başvurmuştur. Sivas’a valiliğin daveti ile kültür etkinliklerine katılan sanatçılarımızın elinde saz, yazarlarımızın, aydınlarımızın elinde kitap, kalem gençlerimizin üzerinde semah kıyafeti vardı. Türkü söylemek, şiir okumak, Semah dönmek “aşırı tahrik “kabul edilmişti. Türkü yakanlar türküleri uğuruna yanmışlar... Semahlar ateş ile dönülmüş ... “Kalanlar ölenler için şiir yazmış “ 33 can kül olup göğe yükselmiştir. 2 Temmuz 1993’te 8 Saat boyunca yardım gelmeyen MADIMAK OTELİ onlarca cana mezar olmuştur. Ve “gazamız mübarek “olsun salyaları ile kutlanmıştır.

Alevi toplumu özelinde düşünürsek farklı inandıkları, kendi yaşam biçimlerini, kültürlerini, felsefelerini inançlarını yaşamak istedikleri için Selçukludan Osmanlıya ve Cumhuriyet tarihinde birçok kez asimilasyon, baskı politikalarıyla yüz yüze kalmıştır. Bu baskıların sonucunda  katliâmlara uğramış bir halktır. Şeriat kanunlarına göre yüzlerce kez dönem şeyhülislâmları tarafından “katl(ler)i vaciptir “ fetvaları alan bu toplumun Cumhuriyeti, laikliği şeriata karşı bir çözüm görüp savunması yanında yer almasına rağmen acı ve düşündürücü olan bir taraf ise cumhuriyet tarihi boyunca benzer katliamları yaşamış olmasıdır. Toplumlar karanlıkları ile yüzleşmediği sürece aydınlığa çıkamazlar. Sivas’ın gerçek sorumluları hiçbir zaman yargılanmadı. Sivas zihniyetinin karanlığı sorgulanmadı.

Barıştan, hoşgörüden yana tutum sergileyen Aleviler, zengin kültür mirası sayesinde varlığını sürdürmüş, kendi edebiyatını, yaşam biçimini, inanç ve ritüelini kendine has dilini ve tarihini  oluşturmuş, kadim yapısı ile toplumsal varlığını korumuş, devam ettirmiştir.Türkülerim, sazım,semahım zengin bir mozaiğin en güzel parçalarını oluşturur. Türkü söylediğimde, semah döndüğümde, saz çaldığımda, bu seni yok etmez;  bilakis sana engin bir zenginlik katar. Sen eline benzin alıp insan yaktığında tarih senden utanır; tarih seni kara bir leke olarak yazar.  Sivas 27 yıldır yanıyor. Utanç müzesi olduğunda yanmaya devam edecek karanlığa karşı aydınlığın zafer meşalesi olarak...



Bu yazı 911 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI